Bir şeyh hizmetçisiyle alay etti ve aniden şöyle dedi: “Eğer bu elbiseyi bu akşam partide giyersen, seninle evlenirim”, ama o akşam yaşananlar herkesi şok etti 😲😱
Şeyh Halid’in devasa mermer salonunda akşam daveti için hazırlıklar yapılıyordu. Çalışanlar sağa sola koşuyor, masaları kuruyor, sütunları süslüyor ve kristal süsler asıyordu.
Hizmetçi Leyla, yaklaşık kırk yaşlarında, iri yapılı ve mütevazı bir kadındı; işini sessizce ve fark edilmeden yapıyordu. Kimse ona dikkat etmezdi.
Ama bugün salonun ortasında herkesin dikkatini çeken bir şey vardı: lüks kırmızı bir elbise giymiş manken. Elbise dar, vücuda oturan ve kuyrukluydu.
Şeyh Halid bu elbiseyi yeni sevgilisi için almıştı. Elbise o kadar pahalıydı ki bu parayla bir ev satın alınabilirdi. Akşam misafirleri etkilemek için pahalı bir tasarımcıya sipariş vermişti.
Leyla elinde bardaklarla dolu bir tepsiyle yanından geçerken istemeden durdu. Elbise bir sanat eseri gibiydi: pürüzsüz, parlak, inanılmaz güzeldi. Elinin kumaşa hafifçe dokunduğunu bile fark etmedi.
Ama tam o anda şeyh salona girdi.
— Ne yapıyorsun?! — sesi yüksek ve öfkeliydi.
Leyla irkildi, tepsi sallandı, bir bardak neredeyse düşüyordu.
— Ben… affedersiniz… sadece…
— Sadece hayatının tamamından daha pahalı bir elbiseye mi dokunuyorsun? — diye tısladı ve yaklaştı. Yanındaki kadınlar gülmeye başlamıştı.
— İstemeden… sadece çok güzel…
— Güzel mi? — diye küçümsedi. — Onu ellerinle kirletiyorsun. Bu kumaşın tek bir kıvrımının ne kadar ettiğini biliyor musun?
Leyla başını eğdi.
Sonra şeyh, dikkatlerin tadını çıkararak bir gösteri yapmaya karar verdi:
— Biliyor musun? İki seçeneğin var. BİRİNCİSİ: elbisenin parasını bana ödersin. Hemen şimdi.
Kadınlar yüksek sesle güldü. Onlar için bu bir gösteriydi.
— Ya da İKİNCİ… — herkesin duyması için durakladı — bu elbiseyi bu akşam partide giyersin.
Gülüşler arttı.
Daha da yüksek sesle ekledi:
— Ve eğer bu elbiseyle çıkmaya cesaret edersen — seninle evlenirim! Hem de yarın!
Kahkahalar daha da yükseldi.
Leyla o kadar kızardı ki yüzü yanıyor gibiydi. Elbise ona üç beden küçüktü. Kolu bile sığmazdı. Bu açık ve acımasız bir aşağılamaydı.
— Peki? — dedi şeyh sertçe. — Ya giyersin ya da ömür boyu bana borçlu kalırsın.
Leyla sessizce dedi:
— Ben… düşüneceğim…
Ama kimse onu duymadı — herkes çoktan dağılmıştı.
O akşam yaşananlar herkesi şok etti 😲😱
Salondaki aşağılamadan sonra Leyla bütün gün boğazında bir düğümle dolaştı. Biliyordu ki bu bedendeki bir elbiseyle sadece kötü görünmekle kalmayacak — fiziksel olarak da içine giremeyecekti.
Akşam, işler bittikten sonra Leyla sessizce evin tüm işlerini yapan terziye gitti. Yaşlı kadın ona yardım etmeyi kabul etti.
Akşam büyük salonda misafirler toplandı. Şeyh ortada duruyordu ve birazdan gecenin en eğlenceli sahnesinin başlayacağından emindi. Şimdiden Leyla’nın nefes nefese ve beceriksiz bir şekilde elbiseye girmeye çalışacağını ve herkesin güleceğini hayal ediyordu.
Kadehini kaldırdı ve yüksek sesle söyledi:
— Hanımefendiler ve beyefendiler! Şimdi Leyla’mız geliyor… umarım hazırsınızdır!
Misafirler fısıldaşmaya başladı ve o anda kapılar yavaşça açıldı.
Herkes sustu. Leyla içeri girdi.
Üzerinde kırmızı bir elbise vardı, ama… elbise arkadan boynundan aşağıya kadar kesilmişti ve ipek kurdelelerle ustaca gizlenmişti.
Önden — mükemmel bir görünüm, sanki elbise tam ona göre dikilmişti. Arkadan — akıllıca bir tasarım çözümü, şık bir detay haline getirilmişti.
Bu “yırtık” gibi görünmüyordu, aksine haute couture bir akşam elbisesi gibi, sanki özellikle böyle tasarlanmıştı.
Şeyh soldu. Bir gösteri bekliyordu. Bir rezalet bekliyordu. Ama bunun yerine, kendi sevgilisinin bile Leyla’nın yanında zevksiz görünmesine neden olan bir etkiyle karşılaştı.










