«Boşanmak istiyorum! Sen benim karım değilsin, sen bir hiçsin!» diye bağırdı yüksek sesle, onu mahvettiğine ikna olmuş bir şekilde.

YAŞAM HİKAYELERİ

Stella sakinliğini korudu: «Tamam. En azından artık seni ve anneni beslemek zorunda değilim.»

Kadehini kaldırdı ve şenlikli bir şekilde dekore edilmiş salonu gözleriyle süzdü. «Şimdi gerçeklerle başlayalım.»

Sessizlik sağır ediciydi.

Bugün 38. doğum günüydü; üç aylık raporun sunulması, ikram organizasyonu ve kayınvalidesi Eleanor’ın kutlamayı hataları için bir mahkemeye çevireceği korkusuyla aynı zamana denk gelen bir dönüm noktasıydı.

«Stella, neden deli gibi koşuşturuyorsun?» Eleanor’ın sesi mutfaktan soğuk bir esinti gibi geldi.

«Rosto bifteğini kontrol ettin mi? Muhtemelen geçen seferki gibi fazla tuzludur.»

Stella derin bir nefes aldı. Tartışmanın bir anlamı yoktu; Eleanor en ufak bir güneş ışığında bile kusur bulabilirdi.

Mark, beklendiği gibi kanepede uzanmış, amaçsızca televizyonu açıyordu. «Yardımcı olabilir misin?» diye sordu Stella sessizce. Homurdandı. «Yaratıcı bir insanım, unutma. İlhama ihtiyacım var, mutfak işine değil.»

Başarısız girişiminden beri kendine söylediği buydu: Artık kendini video oyunlarında ve gündüz kuşağında «bulmuş» bir adamken, Stella her şeyden sorumluydu: ipotek, faturalar, market alışverişi, hatta kız kardeşinin kredisi.

Stresli günlük rutinine rağmen Stella kendini güçlü hissediyordu. Büyükannesi ona dairesini miras bırakmış ve «Yerini koru küçük yıldız,» demişti. Stella kariyerinde başarılı ve saygı duyulan biriydi, ancak evde farklı bir gerçeklik vardı: stres, eleştiri ve dile getirilmeyen beklentilerle dolu bir dünya.

Telefonu titredi. En yakın arkadaşı Chloe ona destek sözü verdi: «Bekle, süvariler geliyor.» Stella’nın dudakları içten bir gülümsemeyle kıvrıldı. Bugün değişecekti.

Arkadaşları ve meslektaşlarıyla dolu bir parti başlamıştı ve kahkahaları, dairelerinin bunaltıcı atmosferini bir anlığına dağıttı. Stella, hayatını kutlayan mutlu bir kadın rolünü oynarken, henüz gelmemiş olan Mark geç kalmıştı. Solan güller ve yanağına alaycı bir öpücük kondurarak, her zamanki gibi gerginliği artırmaya başladı.

Etrafında dolaşıp alaycı sözler söyledi ve ona tiksintiyle baktı. Bir saat sonra aniden ayağa kalktı: «Düşünüyordum. Artık bitti. Boşanma davası açıyorum.»

Ölüm sessizliği. Stella’nın arkadaşları donakaldı, annesi peçetesine sarıldı. Mark bir kargaşa bekliyordu ama Stella beklediği tepkiyi vermedi. Gözyaşı yok, çığlık yok. Sadece sakin bir berraklık.

Stella’nın gözlerinin içine baktı. «Tamam,» dedi sakin ve kararlı bir sesle. «Mark boşanma davası açacağını söylüyor. Onun önünde durmayacağım. Tam tersine, buna hazırım.»

Noter onaylı belgelerle dolu bir dosya çıkardı: Daire artık ailesinin malıydı. Mark’ın yasal bir hakkı yoktu. Bir banka ekstresi çıkardı: Maaşı ona aitti. Onu, annesini ve hatta kız kardeşini desteklemek için harcadığı onca yıl burada sona ermişti.

«Başka kimseyi desteklemeyeceğim. Kendim için yaşayacağım. Mutlu olacağım.»

Chloe ona bir kadeh taze şampanya uzatırken gözlerinde samimi bir gülümseme belirdi. «Özgürlüğüme. Yeni hayatıma. Kendi efendisi olacağım bir hayata.»

Ertesi sabah kapı zili çaldı. Eleanor öfkeden kudurmuş bir halde içeri girdi. «Onu mahvettin!» diye homurdandı.

Stella iç çekti ama bu yorgunluktan değil, kesin bir iç çekişti. «İçeri gel. Ama şimdi duyacaklarından hoşlanmayacağını düşünüyorum.»

«Şimdi mutlu olduğunu düşünüyor musun?»

«Evet,» diye cevapladı Stella kısaca. «Uzun zamandır ilk kez.»

Eleanor, onu bencil olmakla suçlayıp Mark’a dönmesini talep ederek nutuklarına devam etti. Stella sakinliğini korudu. «Mutlu olmak istemek bencillik mi? Hayatı kendi şartlarımda yaşamak mı? Bunu hak etmiyor muyum?»

Eleanor, suçlama cephanesi tükenmiş bir halde sessizliğini korudu. Sonunda dönüp kapıyı çarptı. Stella sadece huzur hissediyordu. Bir zincir daha kırılmıştı. Sonunda özgürdü.

Оцените статью
Добавить комментарий