Kaynana ve eski kocası, gelininin dairesini elinden almayı umarak güvenle mahkemeye girdiler. Ancak hâkim kızı görür görmez gözleri şaşkınlıkla açıldı. 😨😱
Kaynana ve eski kocası uzun zamandır aynı fikirle oynuyorlardı: Daireyi gelinlerinden ne pahasına olursa olsun almak. Evi ailesinden miras almıştı ve «başkasının kızının rahat yaşaması» düşüncesi onu çıldırtıyordu.
Bir gün, kapıyı tutan eski koca, neredeyse tepeden bakıyordu:
Kaynana ve eski kocası, gelininin dairesini elinden almayı umarak güvenle mahkemeye girdiler. Ancak hâkim kızı görür görmez gözleri şaşkınlıkla açıldı.
«Dikkatlice dinle. Şu evrakları güzelce imzala,» sesi alçak ama tehditkârdı. «Sana kiralık bir daire için para vereceğim.» Bu evin hâlâ anneme ve bana ait olduğunu anlıyorsun.

İçten içe titrese de sakince baktı.
«Hayır. Hiçbir şey imzalamayacağım.»
Yüzünü buruşturdu.
«O zaman mahkemede görüşürüz.»
Kaynanam, sanki her şey çoktan kararlaştırılmış gibi, zehirli bir gülümsemeyle araya girdi:
«Mahkemede her şey yerli yerine oturacak. Hazırladığımız belgeleri hayal bile edemezsin.»
Aylardır yalanlarını bir araya getiriyorlardı: makbuz sahteciliği yapıyorlar, uydurma senet düzenlemeye çalışıyorlar, hatta imzasını taklit etmeye çalışıyorlardı. Her şeyin mükemmel olduğunu, tek yapmaları gerekenin dosyayı mahkemeye getirmek olduğunu ve dairenin hemen kendilerine ait olduğunu sanıyorlardı.
Ve sonra duruşma günü geldi.
Kaynanam ve eski kocası, gelinin dairesini ellerinden alabilmek umuduyla, güvenle mahkemeye girdiler. Ama hâkim kızı görür görmez gözleri şaşkınlıkla fal taşı gibi açıldı.
«Resmi» elbisesini giymiş olan kayınvalide, çantasının sapını gergin bir şekilde okşadı. Oğlu, özgüven ve sevinçle dolu bir şekilde yanında oturuyordu.
«Ha!» diye fısıldadı kayınvalide, ona doğru eğilerek. «Bir saat içinde bu ev bizim olacak. Hâkim bizim tarafımızda; ben her şeyi çoktan hallettim.»
Zaferin çantada olduğuna emin bir şekilde bakıştılar.
Hâkim mahkeme salonuna girdiğinde, davacıların mahkemesine şöyle bir baktı; kayınvalide ve oğlu orada oturmuş, sırıtıyorlardı. Ama sanığa bakar bakmaz aniden durdu, yavaşça gözlüğünü çıkardı ve neredeyse fısıldayarak şöyle dedi:
«Aman Tanrım… sensin.» Mahkeme salonuna ölümcül bir sessizlik çöktü. 😱😱 İlk yorumda devam ediyor 👇👇
Kaynanası kaşlarını çattı:
«Affedersiniz… tanışıyor muyuz?»
Ama hâkim, sanki onu orada gördüğüne inanamamış gibi, sadece kıza baktı.
Kız, biraz utanarak sessizce başını salladı:
«Evet… uzun zaman oldu.»
Kaynanası ayağa fırladı:
«Peki o senin için kim? Bir akraba mı?»
Kaynanası ve eski kocası, gelinlerinin evini ellerinden almak umuduyla güvenle mahkemeye girdiler. Ancak hâkim, kızı görür görmez gözleri şaşkınlıkla fal taşı gibi açıldı.
Hakim iç çekti ve sesi soğuk ve resmi bir tona büründü:
«Hayır. O, oğlumun kız arkadaşı, oğlunuzun iki yıl önce aldatıp terk ettiği ve sinir krizi geçirmesine neden olan kız.
Kayınvalidenin yüzü soldu. Eski koca neredeyse yerinden sıçradı:
«N-ne? Bunun davayla hiçbir ilgisi yok!»
Hakim sertçe ona döndü:
«Var. Çünkü bu davanın her ayrıntısını biliyorum.»
Kalemini masaya vurdu:
«Ve işte bir kadının evini elinden alma girişimi. Elinizde sahte belgeler var. Her şeyi biliyorum.»
Yerden kağıtlardan birini aldı; imza o kadar eğriydi ki sahtecilik apaçık ortadaydı.
«Gerçekten fark etmeyeceğimi mi sandınız?»
Eski koca itiraz etmeye çalıştı ama hakim sözünü kesti:
«Duruşma şu andan itibaren ertelenmiştir. Belgeleriniz savcılığa gönderiliyor.» Beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıyasın.»
Kadın şaşkınlıkla orada öylece duruyordu; dünyanın bu kadar küçük olacağını tahmin etmemişti.
Kaynanası yüzünü elleriyle kapattı. Oğlu ise sandalyesine yığıldı.
Hakim kıza sessizce şöyle dedi:
«Bir daha asla böyle tuzaklara düşmeyeceksin. Seni rahat bırakacağımdan bizzat ben emin olacağım.»







